24 Şubat 2010 Çarşamba

'Harikalar Diyarında' boykot!


ABD'Lİ yönetmen Tim Burton'ın merakla beklenen son filmi Alice Harikalar Diyarında gösterime girmeden tartışmaları başladı. Filmin yapımcı firması Disney'in, filmin DVD'sini 17 hafta yerine 12 haftalık bir aradan sonra piyasaya süreceğini açıklamasının ardından sinema salonları filmi boykot kararı almıştı. Hollanda'nın ardından şimdi de İngiltere, İtalya ve İrlanda sinemaları bu boykota destek vereceklerini açıkladı. 100 sinema salonuyla İngiltere'nin en büyük sinema zinciri olan Odeon boykotun başını çekiyor. Fakat boykot, filmin Odeon Leicester Square'de yapılacak İngiltere galasına sekte vurmayacak. Odeon'dan sonra, İngiltere'nin en büyük iki sinema zincirleri olan Cineworld ve The Vue, Disney'le yaptıkları özel anlaşmanın ardından, filmi göstereceklerini açıklamıştı.

Yine Grizu, yine onlarca can...


Affet beni, tanrım; ne kadar az öldüm!
César Vallejo

Vallejo acaba Dursunbey’de ölen 13 madencinin ağzından mı yazmış bu sözleri diye geçirdim içimden. Öyle ya “Tanrı”ları 17 insanın öldüğünü açıkladılar da sonrasında 13 olduğu anlaşıldı bir daha nefes almayacakların sayısının.

Grizu patlamasında 13 ölü! diye geçiyordu ajanslar haberlerini ve daha 3 ay önce benzer bir şekilde ölen 19 işçiyi hatırlatmadan edemiyorlardı.

Ne kadar da kolay söylüyorlar değil mi? Grizu patlamasında 13 ölü.. İnsanlar dinliyorlar, insanlar anlatıyorlar.. 13 hayattan bahsediyorlar da kolayca, ellerine bir iğne battığında tatlı canlarına titrediği kadar titreyemiyor içleri.. 13 hayattan bahsediyorlar da, ya onların çocukları, aileleri, akrabaları ya arkadaşları?

Çok şey istemiyorum şuan,
Sadece arkanıza yaslanın birkaç dakikalığına ve kendinizi değil en yakınınızdakileri düşünün. Onların yitimini, bir patlamayı ve isimlerinin bile geçmediği sadece “13” olarak adlandırıldıkları ajans saatlerini gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Belki bir nebze de olsa anlarsınız “13” şeklinde bahsedilecek kadar basit olmadığını ortaya çıkan tablonun.. Tam 69 gündür devam eden TEKEL direnişine gösterilen ilginin onda biri gösterildi mi acaba Bursa’daki patlamaya.. TEKEL “direnmeden” bir ay öncesiydi oysa, her şey taze olmalıydı şimdi ve patlamasına izin verilmemeliydi 13 hayatın. Yeniden ve tekrar tekrar aynı sahnelerin oynandığı bir filmi izlemekten sıkılanlar seslerini çıkarsalardı da kumanda niyetine “tanrı” değiştirseydi kanalı? Balıkesir, Bursa olmasaydı.. “13” can hiç olmasaydı..

Tamam beylik laflar etmiyorum, amenna. Ne söylersiniz kabulüm ulan! Ama arkanıza yaslananın bir düşünün be! Bir düşünün yarın sokağa çıkamayacak olacağınızı. Bir düşünün eve gelmenizi bekleyen çocuklarınızın kırılan umutlarını. Kendinizi toprağın altına koyun hele ve 50 metre ötenizde kalaslar altında kalan arkadaşlarınızın çığlıklarını dinleyin! Sonra nefesinizi tutun bir de, bakalım ne kadar dayanabiliyorsunuz. Ne kadarınızın canı, ne kadar acıyor!!

TEKEL’e yüz binler olup can olanlar, madendekiler yeraltında, madendekiler gözükmüyor diye mi onları unuttular? Hani fayda yoktu tek başına? Hani ya hep beraber ya hiçbirimizdi? Onlar işçi değil mi? Onlar can, onlarınki emek değil mi? Şimdi elbet birkaç adım atılacaktır madenlere doğru ama geç değil mi vakit? Tan ağarmasına ömürler yok mu daha? 3 ay önceydi be! Daha 3 ay önce 19.. Üç ayda hangi birini unuttunuz? Hani adımlar? Hani kavga? Hani emek? Şimdi mi? Şimdiyi boşverin, konuşmayın.. Bana 3 ay sonrasını anlatın. 3 ay sonra hangi maden, hangi can?!


uur

23 Şubat 2010 Salı

Sanat Kurumu, Devlet Tiyatroları'nı Ödüle Boğdu

Sanat Kurumu'nun 2008-2009 Sezonu için 16 dalda verdiği Geleneksel Tiyatro Ödülleri'nden 10'u Devlet Tiyatroları'nın oldu. Sanat Kurumu "Hizmet Ödülü"ne de Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin değer görüldü.
Snat Kurumu tarafından her yıl verilen, Tiyatro Geleneksel Ödülleri'nin bu yılki sahipleri belli oldu. Toplam 16 dalda verilen ödüllerin 10'unu Devlet Tiyatroları elde etti. Buna göre, En İyi Kadın Oyuncu "Sokrates'in Son Gecesi" ile Melek Baykal, "Fosforlu Cevriye" ile Nermin Uğur, Övgüye Değer Kadın Oyuncu "Eşik" ile Deniz Gökçe Kayhan, En İyi Erkek Oyuncu "Galilei'nin Yaşamı" ile Tamer Levent, En İyi Sahne Tasarımı "Fırtına" ile Elena Ivanova, En İyi Giysi Tasarımı "Genç Osman" ile Gülümser Erigür, En İyi Işık Tasarımı "Fırtına" ve "Genç Osman" ile Şükrü Kırımoğlu, En İyi Sahne Müziği "Fosforlu Cevriye" ile Attila Özdemiroğlu, En İyi Hareket Tasarımı ve Dans Düzeni "Fosforlu Cevriye" ile Özden Aktürk, Yayın ve Tanıtım Tasarım Ödülü de Gökhan Yolcu'nun oldu.

evlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin ise başarılı çalışmalarından dolayı "Sanat Kurumu Hizmet Ödülü"ne değer görüldü.

Ödüller sahiplerine Sanat Kurumu tarafından 1 Mart 2010 Pazartesi saat 19.30'da Küçük Tiyatro'da düzenlenecek törenle verilecek.

Devlet Tiyatroları Mart Turnesi'nde

Devlet Tiyatroları(DT) Mart ayında, 10 Bölgeden, 23 değişik oyun, 8 yerleşik turne sahnesiyle "Her ay her ilde tiyatro' kapsamında, 18 değişik turne sahnesinde toplam 74 temsil verecek.
DT'nin 2010 Mart turne programına göre; Diyarbakır Devlet Tiyatrosu, yapımı Turgut Denizer'in yazdığı, Hakan Şahin'in yönettiği çocuk oyunu "Büyüyünce Ne Olacaksın" ve Ahmet Nuri'nin yazdığı, Yılmaz Öğüt'ün günümüz Türkçesine uyarladığı, Volkan Özgömeç'in yönettiği "Ceza Kanunu" 1 Mart"ta; Orhan Asena'nın yazdığı, Tamer Levent'in yönettiği "Ölümü Yaşamak" ise 8 Mart'ta Mardin'de sahnelenecek.
Karel Capek'in yazdığı, Armağan Sancar Ersin'in çevirdiği, Barış Eren'in yönettiği Antalya Devlet Tiyatrosu yapımı "Ana" 1 Mart Pazartesi Beymelek'te, 11, 12, 13 Mart'ta Gaziantep'te, 17, 18 Mart'ta Elazığ'da, 19, 20 Mart'ta Malatya'da, 15 Mart'ta Adıyaman'da olacak.

Ankara Devlet Tiyatrosu yapımı, İnanç Yılan'ın yazdığı, Cem Emüler'in yönettiği "Anam Bacım Avradım" 4, 5, 6 Mart'ta Gaziantep'te; Nihat Asyalı'nın yazdığı, Prof. M.Bozkurt Kuruç'un yönettiği "Rab Şeytana Dedi ki" 2, 3 Mart'ta Samsun'da, 5, 6 Mart'ta Çorum'da; Cem Günen'in yazdığı, Semih Sergen'in yönettiği "Hünkar ve Mimar" 12, 13 Mart'ta Zonguldak'ta; Hatice Meryem'in yazdığı, Funda Mete'nin derlediği ve yönettiği "Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun" 24, 25 Mart'ta Elazığ'da, 26, 27 Mart'ta Malatya'da; Behiç Ak'ın yazdığı, Serhat Nalbantoğlu'nun yönettiği "Tek Kişilik Şehir" 23, 24 Mart'ta Samsun'da, 26, 27 Mart'ta Çorum'da; Refik Erduran'ın yazdığı, Tansu Aytar'ın yönetmenliğini yaptığı "Kahramanlar Öldü Mü?" 26, 27 Mart'ta Zonguldak'ta, 23 Mart'ta Karabük'te, 24, 25 Mart'ta Bartın'da; Brita Kutchmy'nin yazdığı Çağman Pala'nın dilimize çevirdiği, Işıl Kasapoğlu'nun yönetmenliğini yaptığı çocuk oyunu "Narnia Günlükleri" 22 Mart Pazartesi günü Eskişehir'de temsil edilecek.

İzmir Devlet Tiyatrosu yapımı, Haluk Işık'ın yazdığı, Hülya Savaş Akdoğan'ın yönettiği "Yollarda" 5 Mart'ta Ödemiş'te; Ahmet Mithat Efendi'nin yazdığı, Türel Ezici'nin uyarladığı, Levent Suner'in yönettiği "Felatun Bey İle Rakım Efendi" 9, 10 Mart'ta Samsun'da, 12, 13 Mart'ta Çorum'da; Sam Bobrick'in yazdığı, Ekin Tuncay Turan'ın çevirdiği, Metin Oyman'ın yönettiği "Bavul" 16 Mart'ta Manisa'da, 18, 19, 20 Mart'ta Gaziantep'te, 25, 26 Mart'ta Aydın Kültür Merkezi Dr.Hidayet Sayın Sahnesi'nde, 23 Mart'ta Muğla'da sahnelenecek.

Bursa Devlet Tiyatrosu yapımı, İhsan Sanıvar'ın yazdığı, Ali Hürol'un yönettiği "Bu Dizi Başka Dizi" 3, 4 Mart'ta Elazığ'da; 5, 6 Mart'ta Malatya'da; Feyzullah Arslan-Nermin Ertürkmen'in yazdığı, Mehmet Gökçer'in yönettiği "Yarınlara Geç Kalmadan" 8 Mart Pazartesi günü Gönen'de olacak.

Şirin Aktemur Toprak-Gökhan Aktemur'un yazdığı, Umut Toprak'ın yönettiği Konya Devlet Tiyatrosu yapımı "Gılgameş" 8 Mart Pazartesi günü Alanya'da tiyatroseverlerle buluşacak.

Sivas Devlet Tiyatrosu yapımı, Anton Çehov'un yazdığı, Neil Simon'un uyarladığı, Sevgi Sanlı'nın çevirdiği, Cevat Duman'ın yönettiği "Sevgili Doktor" 10, 11 Mart'ta Elazığ'da, 12, 13 Mart'ta Malatya'da; Turgut Özakman'ın yazdığı, Doğan Yağcı'nın yönettiği "Duvarların Ötesi" 16, 17 Mart'ta Samsun'da, 19, 20 Mart'ta Çorum'da sahnelenecek.

Dario Fo'nun yazdığı, Füsun Demirel'in çevirdiği, Tolga Evren'in yönettiği Van Devlet Tiyatrosu yapımı "Bir Anarşistin Kaza Sonucu Ölümü" 16 Mart'ta Muş'ta, 17 Mart'ta TatVan'da, 18 Mart'ta Bitlis'te, 19 Mart'ta Siirt'te, 25, 26, 27 Mart'ta Gaziantep'te temsil edilecek.

İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı, Duşan Kovaçeviç'in yazdığı, Başar Sabuncu - Bilge Emin'in çevirdiği, Işıl Kasapoğlu'nun yönettiği "Profesyonel" 19, 20 Mart'ta Zonguldak'ta, 17 Mart'ta Sakarya'da; Yasmina Rezza'nın yazdığı, Zeynep Avcı'nın çevirdiği, Celal Kadri Kınoğlu'nun yönettiği "Vahşet Tanrısı" 5, 6 Mart'ta Zonguldak'ta, 10 Mart'ta ENKA Kültür Tesisleri'nde olacak.

Ali Cüneyd Kılcıoğlu'nun yazdığı, M.Fatih Dokgöz'ün yönettiği Trabzon Devlet Tiyatrosu yapımı "Televizyon Cumhuriyeti" de 22 Mart Pazartesi günü Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi Sahnesi'nde sanatseverlerle buluşacak.

Çocuklar için Notada Yazmayanlar İş Sanat'ta Devam Ediyor.


Oyuncu Memet Ali Alabora ve piyanist Emir Gamsızoğlu, geçen sezon gördükleri yoğun ilgi üzerine çocuklara klasik müzik sevgisi aşılamayı hedefleyen interaktif gösterilerini İş Sanat'ta sahneleyemeye devam ediyorlar.

Çocuklar bu eğlenceli gösteri ile bebeklikten itibaren dinledikleri birçok ninniden, çok sevdikleri ünlü çocuk şarkılarına kadar klasik müziğin aslında kendilerine hiç de uzak olmadığını keşfediyorlar.

Yıllarca klasik müzik sayesinde çok eğlenen ikili, bu eğlenceli projeyi Türkiye'nin pek çok yerinde yetişkinlerle paylaştıktan sonra şimdi de İş Sanat'ta çocuklarla buluşturuyor.

"Klasik müzik deyince aklınıza ne geliyor" sorusundan yola çıkan gösteri çocukları klasik müziğin büyülü dünyasını keşfe çıkarıyor. Çocuklar gösterinin bir parçası olan soru cevaplarla öğrenirken, aynı zamanda klasik müziğin en güzel örneklerinden bir seçkiyi de dinliyorlar.

Emir Gamsızoğlu ve Memet Ali Alabora, çocuklara bildikleri melodileri dinletmek, bilmediklerinden keyif almalarını sağlamak ve müzikli hikâyeler anlatmak üzere müzisyen arkadaşları viyolonsel sanatçısı Jülide Canca ve keman sanatçısı Deniz Toygür ile birlikte İş Sanat sahnesinde olacaklar.

hergün bir şair (Hasan Hüseyin Korkmazgil)


1927'de Sivas'ın Gürün ilçesinde doğan Hasan Hüseyin, Adana Erkek Lisesi'ni 1948'de, Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nü 1950'de bitirdi. Öğretmenliği Göksun'da başladı. Siyasi eylemleri gerekçesiyle öğretmenlikten atıldı, tutuklandı, hüküm giydi. 1955-1960 yılları arasında Gürün ve Sivas'ta arzuhalcilik, tabela ve portre ressamlığı, inşaat işçiliği yaptı.
1960'da İstanbul'a, sonra Ankara'ya yerleşti. Akis dergisinde çalıştı. Bir süre de Forum dergisinin sanat sayfalarını yönetti (1968-1970). Kızılırmak kitabı nedeniyle hakkında 142. maddeden dava açıldı, yargılandı, aklandı.
Lise yıllarında şiir yazmaya başlayan Hasan Hüseyin'in ilk şiiri 1959'da Dost dergisinde çıktı. Bu yıllarda mizahi hikâyeleri de yayımlandı. Kavel (1963) adlı kitabı ile 1964 Yeditepe Şiir Armağanı'nı, Kızılkuğu (1971) ile TRT'nin 1970 Sanat Başarı Ödülü'nü, Filizkıran Fırtınası (1981) ile 1981 Ömer Faruk Toprak Şiir Ödülü'nü ve Nevzat Üstün Şiir Ödülü'nü aldı.
Şair 1983'te beyin kanaması geçirdikten sonra bir yıl bitkisel hayatta yaşadı. 26 Şubat 1984'te evinde yaşama gözlerini yumdu.
Ayrıca Hasan Hüseyin Korkmazgil'in eşi Azime Korkmazgil'den "Bir Oğlum Olacak Adı Temmuz" şiirinde adı geçen Temmuz Korkmazgil (1965) isimli bir oğlu vardır.

-----------------

-orhan kemal'in güzel anısına-

işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete


sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak


sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur


çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara


sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri


asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan'ı
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi


asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!


sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!

neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı


işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak


ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?


asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?

kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye
şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
«oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!»

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?


«uyarına gelirse
tepemde bir de çınar»
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gönü»
demek ki «şile bezi»
demek ki «yeşil biber»
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de «saman sarısı»
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara


nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?


yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü

bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın


gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

Hasan Hüseyin Korkmazgil

baba..

Birkaç saattir düşünmekten kendimi alıkoyamıyorum. Baba! Babam! Ve yaşanmamış 8 sene.. Bugüne kadar hiç anlatmadım. Yıllardır içimde bir yerlerde duyumsadım da yazamadım. Güçsüz yanlarımı yansıtmak istemedim belkide garip! Garip çünkü pek öyle korkularım yoktur insanlar zaaflarımı bilmesinler, güçsüz yanlarımı görmesinler filan diye.. Ama yazamamışım işte, hatırlamak istememişim belki.

Sabah haberleri okumak için açarsın bilgisayarı, maillerine bakmasan da olmaz hani. sonra “günün sözü” başlıklı yazıya tıklarsın. –ki hayat yaklaşık 8 yıldır sadece tıklamalardan ibarettir- ve günün sözü.. Ana ve babaların çocuklarına bağışlayabilecekleri en güzel miras, günlük zamanlarından bir kaç dakikadır. (O.A. Batista)Evet..

Birkaç saattir düşünmekten kendimi alamıyorum. Baba! Babam! Tam 8 sene öncesi, anneler gününden bir gece berisi. Afiyetle yenen güzel bir akşam yemeği, tatlı sohbetler gülüşmeler. Babamla sekiz sene sürecek bir hasretin arifesinde olduğumu bilsem uyuyabilir miydim acaba o gece? Ertesi güne gözler açılır uyku mahmurluğunda o koca adam, o dev, babam, yine işe gitmiş sanılır. Akşama kadar cevapsız kalan telefonlar. Şirkete gitmeler, “bugün hiç uğramadı”lar. Sonra telaş, korku.. çocuktum ben, çocuk! Daha 13 yaşıma yeni girmiştim oysa. En ihtiyaç duyduğum zamanlardı babama ama o! Tam üç gün haber alamadık. Sonra? Sonra bir telefon ben şuradayım beni aramayın, kafamı dinliyorum..

Tam sekiz sene baba, tam sekiz sene.. ne kafası bu? Bu ne yaşanmışlık ki sekiz sene dinle dinle bitmiyor. Arkadaşlarımın babalarına baba deyişim içimden, kıyım kıyım ailelerinin içlerine sofralarına sızışım, mezuniyet törenlerimde babalarından harçlık alışım! Tam sekiz sene baba, tam sekiz sene yoktun sen hayatımda. Şimdi sus, şimdi konuşma.. her şeyin affı olurda anıların? Şimdi istersen bana milyarlar bırak istersen bu saatten sonra hep ömrümde olsun ömrün, yanımda olsun yüzün, tam sekiz sene var baba yaşanmamış. Üstelik çocuk kalbiyle bedenimin nice hasretler var baba. O zaman kalıp şimdi gitseydin keşke. Şimdi dayanılabilirde yokluğuna, o zaman.. o zaman dayanmak nasıldı biliyor musun baba? Her akşam bir el sıktı boğazımı yatağımda. Bütün akrabalarım kinini kustu üstüme. Sen yoktun ya, bizi koruyacak her şey yok olmuştu hani seninle, biz uluorta çırılçıplak! Peki şimdi neden varlığınla hasretin bir hala?

Gittin ya sen maske edindim kendime, kimse bilmez! Ukala insana kimse yaklaşmaz, anladım. Sivrildim, sensiz geçen her saniye daha bir açtı kalemimin ucunu daha bir inceltti söylenebilecekleri.. Kalpler kırdım ve kırıyorum sanırım. şimdi denk gelirsen yazıma bir yerde için acır biliyorum, saklıyorum yazımı en derinlerine kalbimin. Üzülmeni istemiyorum. Hem gör bak onca yıldan sonra bile ben hala seni seviyorum! Sen koca adam, sen yürekli insan, sen babam, gölgem, güneşim, pusulam, vatanım..

Yazmakla bitmiyor, bitmeyecek yazım, gözyaşlarım zarar verecek ömrüme korkuyorum.. neyse işte bir sabahı daha katlettik öyle mi? Şimdi sıcak bir kahve ve biraz umut.. belki ilerleyen saatlerde belirir mutluluk?

uur