8 Mart 2010 Pazartesi

HERŞEYE RAĞMEN TİYATRO


İstanbul Bahçelievler Belediyesi’nin 4 yıldır aralıksız olarak düzenlediği ‘Genç Sahne Tiyatro Festivali’ bu yıl 17-28 Mart tarihlerinde Bahçelievler Belediyesi-Yeni Sahne’de gerçekleşecek. ‘Herşeye rağmen tiyatro” söylemi ile yola çıkan bu ulusal nitelikli festival; profesyonel, amatör, üniversite ve lise topluluklarını ağırlayacak.
Bahçelievler Belediyesi’nin 10 gün boyunca ev sahipliği yapacağı festival, gençlerin sahnelerdeki varlığına tanık olmayı ve izleyiciyi genç sanatçı adaylarıyla buluşturmayı hedefliyor. Ayrıca zor şartlara rağmen ayakta durmaya çalışan genç sanatçılara bir teşekkür niteliğinde olacak olan bu organizasyonda, gençlere ‘genç sahne’yle kendini tanıtma imkânı sunulması da amaçlanıyor.
Birbirinden farklı yerli ve yabancı metinlerle, izleyiciye değişik lezzetler tattırma hedefiyle yola çıkan ‘ Genç Sahne Tiyatro Festivali’nin profesyonel ve amatör genç tiyatrocular için de tanışma imkânı olacağı düşünülüyor.

Festivalde 22 tiyaro!
17 Mart Çarşamba günü başlayacak olan festivalde; Oyuncu Tayfası, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tiyatro Topluluğu, Mimikomedi Tiyatrosu, Sürç-ü Lisan Doğaçlama Tiyatro Topluluğu, Fatih Belediye Tiyatro Topluluğu, Kağıthane Halk Eğitim Merkezi Tiyatro Topluluğu, Menemen Belediyesi Tiyatro Topluluğu, Turkcell Tiyatro Topluluğu, Tevitöl Sahnesi, DestAR-Tiyatro, İstanbul Üniversitesi Psikoloji Oyuncuları, Tiyatro Fatih, Gibi Yapanlar Tiyatro Topluluğu, Drama Kumpanya, Tiyatro 212, Atölye Tayfası, Ehl-Keyf Doğaçlama Tiyatro Topluluğu, Tiyatro Açıkça, Tiyakomedram, Kadir Has Üniversitesi Tiyatro Bölümü, Yıldız Teknik Üniversitesi Oyuncuları, Kar Yapım oyunlarıyla seyirciyle buluşacak. www.oyuncutayfasi.com.tr (BirGün)

5 Mart 2010 Cuma

İranlı yönetmen Panahi gözaltında


Gözaltına alınan İranlı yönetmen Cafer Panahi'nin, 2009'daki seçim ve sonrasındaki sokak gösterilerine ilişkin bir film hazırlığı içinde olduğu iddia edildi. Oğlu ise "rejim karşıtı film" iddiasını yalanladı.

İranlı Azeri yönetmen Cafer Panahi, geçtiğimiz Pazartesi gecesi ailesi ve evindeki konukları ile birlikte gözaltına alınmıştı. Panahi’nin eşi ve kızının da aralarında bulunduğu 14 kişi dün serbest bırakılırken, Cafer Panahi, Muhammed Rassulof ve Mehdi Purmussa halen gözaltında.

Panahi ve yakınlarının gözaltına alındığı haberi Salı günü, Ahmedinejad muhalifi hareketin internet sitelerinden Rahesabz’da yer almıştı. Panahi’nin baskın sırasında evde olmayan oğlunun verdiği bilgiye göre, ünlü yönetmenin evi sivil giyimli polisler tarafından basılmış, evdeki bilgisayarlara ve pek çok belgeye de el konulmuştu.

Haberin batı basınında da yer alması üzerine konuyla ilgili açıklama yapan Tahran Başsavcısı Abbas Jafari Dolatabadi, Panahi’nin gözaltına alındığını doğrulamış, ancak olayın siyasi boyutunun olmadığını savunarak, “Sanatçı olmasıyla ilgili ya da siyasi bir durum değil. Birtakım suçlar işlediğinden şüpheleniliyor. Soruşturma sürüyor" demişti.

"Rejim karşıtı film çekeceği için tutuklandı" iddiası
Ancak muhalif medya organlarından Tabnak’a göre, Panahi rejim karşıtı bir film hazırlığı içinde olduğu için tutuklandı. İddiaya göre Panahi, İran’da Haziran 2009’da gerçekleştirilen tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimleri ile seçim sonuçları açıklandıktan sonra patlak veren sokak çatışmaları hakkında bir film yapmaya hazırlanıyordu. Hazırlıkları gizlice sürdürülen ve yurtdışında çıkarılarak gösterilmesi planlanan filmden haberdan olan devletin, bir baskınla Panahi ve arkadaşlarını gözaltına aldığı söyleniyor.

Yönetmenin oğlu Panah Panahi ise bu iddiayı yalanladı. Muhalefet lideri Mir Hüseyin Musavi’nin resmi internet sitesi olan Kamele’de yer alan açıklamada, "Babam rejim karşıtı ya da güncel olaylarla ilgili herhangi bir film yapmamıştır. Ancak bu gözaltılar esnasında babam izinleri alınmış olan bir film projesi yürütüyordu” ifadeleri yer alıyor.

50 yaşındaki Cafer Panahi, geçtiğimiz ay gerçekleşen Uluslararası Berlin Film Festivali’nin onur konukları arasında olmasına karşın ülke dışına seyahat etmesi yasaklandığı için festivale katılamamıştı. Panahi ve ailesi, 2009 yazındaki seçim sonrasında yaşanan sokak gösterilerinde ölen Nida Ağa Sultan’ın cenazesine katıldığı için de kısa bir süreliğine gözaltında tutulmuştu.

Kadın sorununa eğilen filmleri ile tanınıyor
Tahran Üniversitesi Sinema-Televizyon Bölümü mezunu olan Panahi, bir süre ünlü İranlı yönetmen Abbas Kiyarüstemi’nin yardımcısı olarak çalıştıktan sonra çektiği Beyaz Balon (1995), Ayna (1997), Daire (2000), Kanlı Altın (2003) ve Ofsayt (2006) adlı filmleri ile dünya çapında ilgi uyandırdı. Yeni-gerçekçiliğe yakın bir tarzı olan yönetmen, bunun yanında İran sinemasının genelinde olduğu gibi metaforlara da sıkça başvuruyor.

Yönetmene uluslararası festivallerde ödül getiren "Daire" ve "Ofsayt" filmleri, İran'ın büyük kentlerinde gündelik hayattan kesitler sunarak kadınların kamusal alandan dışlanışını eleştiriyor. Daire ile 2000 yılında Venedik’te Altın Aslan ödülünü alan Panahi, Ofsayt ile 2006 yılında Berlin’de Altın Ayı'ya layık görülmüştü. "Kanlı Altın"da ise, günümüz İran toplumunda zenginler ve yoksullar arasındaki uçurumun bir emekçinin yaşamı üzerindeki yıkıcı boyutları işleniyor.

Panahi’nin de aralarında olduğu birçok İranlı yönetmenin filmleri İran’da gösterim şansı bulamazken uluslararası film festivallerinde ilgiyle izleniyor. Ülkede filmlerin senaryodan gösterim aşamasına dek sıkı bir denetimden geçiriliyor olması, rejime muhalif olduğu ya da dini kurallara uymadığı saptanan filmlerin sansüre takılması, birçok yönetmenin filmlerini kendi ülkelerinde göstermeyi gözden çıkararak doğrudan yurtdışındaki festivallere yönelik çalışmalarına neden olmuş durumda.

Türk sinemasının acı kaybı


Yılmaz Duru'nun cenazesi, Teşvikiye Camisinde ikindi vakti kılınacak.
Yılmaz Duru'nun cenazesi, Teşvikiye Camisinde ikindi vakti kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. 1933 yılında Adana'da dünyaya gelen Duru, 1944'te ''Ses'' operetiyle sahneye çıkarak sanat yaşamına adım attı. Duru, bir dönem profesyonel dansçılık yapmasının ardından 1954 yılında oyunculuğa başladı.

Amerika'ya giderek dans öğretmenliği yapan Duru, orada sinema ve televizyon üzerine eğitim alıp, Türkiye'ye döndükten sonra Tura Film adlı bir şirket kurarak yönetmenlik ve yapımcılığa başladı. ''Ekmek Kavgası'' adlı filmle yönetmenliğe başlayan Yılmaz Duru, senaryo çalışmalarının yanı sıra 3 filmin müziklerine de imza attı.
Altın Portakal Ödülü sahibi de olan Duru, ''İnce Memed Vuruldu'', ''Dövüşe Dövüşe Öldüler'', ''İnce Cumali'', ''Zalimler'', ''Erkekler Ağlamaz'' gibi filmlerin yönetmenliğini üstlendi.Duru'nun rol aldığı filmler arasında, ''Çete Şeyh'', ''Ahmed'in Gözdesi'', ''Beni Şafakta Vurdular'', ''Hancı'', ''Ölmek İstiyorum'', ''Gecelerin Hakimi'', ''Acı Zafer'' ve ''Dünya Kadınla Güzel'' adlı yapımlar bulunuyor.

Oscar Ödülleri'nde skandal


Oscar'a aday olan "The Hurt Locker" filminin prodüktörü Nicolas Chartier'in Oscar törenine gelmesi yasaklandı.
Chartier'in 19 Şubat'ta yolladığı "Bize oy verin" e-maili jüri üyeleri arasında tepki yarattı. Pazar günü dağıtılacak Oscar ödüllerinde en iyi film adayı olan ve favoriler arasında yer alan "The Hurt Locker" filminin kazanması için kural dışı yollara başvuran Fransız yapımcı Cartier'in, yolladığı e-mailde Avatar filmini kastederek, "500 milyon dolarlık filmler yerine bize oy verin" yazdığı belirtildi.
Olayın ardından açıklama yapan Mr. Chartier özür dileyerek yaptığının aptallık olduğunu ve ilk kez Oscar'a aday oluşunun bu tavrı için bir bahane olamayacağını, bundan büyük pişmanlık duyduğunu belirtti.

Fazıl Say Abu Dabi'de


Piyanist ve besteci Fazıl Say, Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de düzenlenen Al Ain Klasik Müzik Festivali’nde izleyici karşısına çıkacak.
"Abu Dabi Klasik" tarafından düzenlenen Al Ain Klasik Müzik Festivali’nde sahne alacak olan Say, konserde kendi eserlerinin yanısıra George Gershwin’in solo piyano ve caz orkestraları için bestelediği "Rhapsody in Blue" adlı eserini yorumlayacak. Konserde Fazıl Say’a, Şef Daniel Harding yönetimindeki Mahler Oda Orkestrası eşlik edecek.
1898 yılında yapılan ve "Arap Körfezi’nin bahçesi" olarak adlandırılan Al Jahili Kalesi’nin etkileyici atmosferinde düzenlenen festival, doğulu ve batılı müzisyenlerin buluşma noktası kabul ediliyor.

2 Mart 2010 Salı

Caz Festivali Bugün Başlıyor

Adnan Saygun Sanat Merkezi, dünyaca ünlü sanatçıları 17. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde ağırlayacak. 17 Mart’a kadar sürecek festivale Avrupalı sanatçılarından büyük destek var.
AHMED Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM), 17. İzmir Avrupa Caz Festivali kapsamında dünyaca ünlü isimleri ağırlayacak. İKSEV’in düzenlediği festivale, Büyükşehir Belediyesi’nin dışında İtalyan, Fransız, Alman ve Avusturyalılar da destek veriyor.

Yedi konser bir gösteri

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan ve açıldığı Aralık 2008’den bu yana İzmir’in kültür-sanat yaşamına önemli bir canlılık getiren Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM), şimdi İzmir Avrupa Caz Festivali’ne hazırlanıyor. Yedi konser, bir gösteri, bir seminer, atölye çalışması ve sergiden oluşacak olan Festival, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra, İzmir İtalyan Konsolosluğu, İzmir Fransız Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü- İzmir ve Avusturya Kültür Ofisi işbirliğiyle yapılacak.

Muhteşem açılış

İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) tarafından bugün başlayıp-17 Mart’ta sona erecek 17. İzmir Avrupa Caz Festivali’nin açılışı dünyanın sayılı koreograflarından ünlü Flamenko dansçısı Antonio Najarro ve Dans Topluluğu tarafından “Jazzing Flamenco” ile yapılacak.

SERGİ VE SEMİNERLER

17. İzmir Avrupa Caz Festivali kapsamında düzenlenecek sergi de, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde İzmirliler ile buluşacak. Festival sonuna kadar açık kalacak olan “8. Caz Afiş Yarışması” kapsamında sergilenmeye değer bulunan 23 afiş, 17 Mart’a kadar AASSM’de gezilebilecek. Yarışmaya katılan 135 afiş arasından Sinan Kapçak’ın çalışması birinci seçilmişti. Festival kapsamında düzenlenecek olan seminer ise 5 Mart 2010 Cuma günü saat 19.00’da İKSEV Salonu’nda yapılacak.

FESTİVAL PROGRAMI

- 2-17 Mart: 8’inci Caz Festivali Afiş Yarışması Sergisi

Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi (AASSM)

- Bugün / 20.30 Açılış Gösterisi (AASSM Büyük Salon)

“JAZZING FLAMENCO”ANTONIO NAJARRO DANS TOPLULUĞU

- 4 Mart Perşembe / 20.30 (AASSM Küçük Salon) “On The Road To Damascus”

LUIGI CAMPOCCIA QUARTET feat. ÖNDER FOCAN & ŞENOL FİLİZ Luigi Campoccia, piyano / Daniele Malvisi, tenor ve soprano saksofon / Rossano Gasperini, bas / Paolo Corsi, davul ve perküsyon / Önder Focan, gitar / A.Senol Filiz, ney

- 5 Mart, Cuma / 19.00 (İKSEV Salonu) Seminer: “100 YILLARA DJANGO REINHARDT”

Konuşmacı: Francesco Martinelli, caz tarihçisi

- 7 Mart, Pazar / 20.30 (AASSM Küçük Salon) AÇIK CAZ ORKESTRASI Final Konseri

- 9 Mart, Salı / 20.30 (AASSM Küçük Salon) LAIA GENC- LIAISON TONIQUE 5 Daniel Casimir, trombon / Alban Darche, saksofon / Laia Genc, piyano / Sebastian Gramss, bas / Nils Tegen, davul

- 10 Mart, Çarşamba / 20.30 (AASSM Küçük Salon) MATTHIAS SCHRIEFL 6, ALPS & JAZZ Niels Klein, klarinet, saksofon / Florian Trübsbach, obua, klarinet, piccolo flüt, saksofon / Federico Aluffi, fagot, tenor saksofon / Jeffrey A. “Jam” McGuire, korno / Peter Heidl, flüt, tenor saksofon / Matthias Schriefl, trompet, flugelhorn, sousaphone

- 13 Mart, Cumartesi / 20.30 (ASSM Küçük Salon) ANDY MANNDORFF TRIO Andy Manndorff, gitar / Achim Tang, bas / Reinhardt Winkler, davul

- 15 Mart, Pazartesi/ 20.30 (AASSM Küçük Salon) JEFF GIANSILY QUARTET Jef Giansily, piyano / Engin Recepoğulları, saksofon / Kağan Yıldız, bas / Ferit Odman, davul

- 17 Mart, Çarşamba / 20.30 (AASSM Büyük Salon) FATIMA SPAR AND THE FREEDOM FRIES

Fatima Spar, vokal / Alexandar Wladigeroff, trompet / Andrej Prozorov, saksofon / Milos Todorovski, akordeon / Florian Wagner, gitar / Philipp Moosbrugger, bas / Erwin Schober, davul

USTALARIN KONSERi

Festival kapsamında Luigi Campoccia, Daniele Malvisi, Rossano Gasperini ve Paolo Corsi’den oluşan Luigi Campoccia Quartet; 5, 6 ve 7 Mart günleri genç cazcılarla atölye çalışması yapacak. Bu çalışmalara katılan iki genç sanatçı burslu olarak İtalya’daki Uluslararası Siena Ustalık Sınıfları’na katılma hakkı kazanacak. Açık Caz Atölyesi’ne katılan tüm öğrenciler, 7 Mart 2010 Pazar günü saat 20.30’da AASSM Küçük Salon’da ustalarıyla birlikte konser verecekler. Konser, ücretsiz olarak gerçekleşecek.

Bizans Sergisi ile Geçmişe Yolculuk

Almanya'nın Bonn kentinde düzenlenen "Bizans - ihtişam ve Günlük Yaşam" adlı sergide, hem imparatorluğun ihtişamlı geçmişi hem de günlük yaşama ilişkin ayrıntılar sergileniyor.

Pek çok ülkede bulunan müzelerde, Bizans imparatorluğu ile ilgili sayısız eseri görmek mümkün. Ancak bunlar çoğunlukla imparatorluğun ihtişamını gösteren mücevher, fildişi işçiliği ve mozaik gibi eserleri içeriyor. Bonn'daki Federal Almanya Sanat ve Sergi Merkezi Bundeskunsthalle'de, Bizans imparatorluğu'nun tarihine derin bir bakış açısı sunan yeni bir sergi açıldı. "Bizans – ihtişam ve Günlük Yaşam" adlı sergide, çoğu müzenin aksine, Bizanslıların günlük yaşamına dair ayrıntılı bilgi edinmek de mümkün. 600'den fazla sanat eseri, kısa film çalışması ve mimarî eserin yer aldığı sergi, 13 Haziran'a kadar açık kalacak. Sergi Müdürü Katharina Chrubasik, ayrıntıları Deutsche Welle

Serginin hedefleri

Bizans imparatorluğu, inşa ettiği görkemli yapıların yanı sıra bıraktığı sanat eserleriyle de özellikle sanat tarihi açısından çok önemli bir uygarlık. imparatorluğun yıkılmasının üzerinden tam 567 yıl geçti ancak izleri hâlâ yaşıyor. Günümüzde, Ortodoks kilisesi, adalet sistemi, arkeoloji ve güzel sanatlarda Bizans imparatorluğu'nun mirasını görmek mümkün.

"Bizans – ihtişam ve Günlük Yaşam" adlı sergide de imparatorluğun toplumsal ve kültürel yaşamına ışık tutulmaya çalışılıyor. Sergi Müdürü Katharina Chrubasik, sergiyle ilgili hedeflerini şöyle açıkladı:

"Öncelikle insanlara Bizans imparatorluğu'nun ne boyutta gelişmiş olduğunu göstermek istedik. Ayrıca daha önceki sergilerde sıklıkla gösterildiği gibi her şeyin ihtişam, altın ve fildişinden ibaret olmadığını vurgulayıp, insanları dönemin günlük yaşamına biraz daha yakınlaştırmaya çalıştık."

Hazırlık aşaması dört yıl sürdü

Sergi için dört yıldan uzun bir süre çalıştıklarını kaydeden Chrubasik, aralarında Fransa'daki Louvre Müzesi ve British Museum'un da yer aldığı dünya genelindeki pek çok müze ve sanat merkeziyle ülkeyi ziyaret ettiklerini söyledi:

"Hazırlık aşaması, toplamda 4 yıl aldı. Önce serginin konseptini hazırladık. Daha sonra ziyaretler başladı. Tüm ülkeleri dolaştık. Son iki yıl içinde de burada Federal Almanya Sanat ve Sergi Merkezi'nde organizasyonun tüm hazırlığı için çalıştık. Bizans yaşamının iki yönünü de yani hem ihtişam ve şaşaasını hem de günlük yaşamını içeren bir sergi hazırlamaya çalıştık."

600'den fazla eser

Bundeskunsthalle'de 600'ü aşkın eseri görmek mümkün. 527-565 yılları arasında imparatorluk'un en parlak dönemi olan ı. Jüstinyen döneminden istanbul'un 1204 yılında Haçlılar tarafından talan edildiği döneme kadar olan eserler, serginin merkezini oluşturuyor. Chrubasik, eserler hakkında şu ayrıntıları veriyor:

"Heykeller, mimari eserlerin bir bölümü, fildişi eserleri, mücevher; istanbul ve Bizans imparatorluğu'nun ihtişamı ile bağdaştırabileceğiniz her şeyi görmeniz mümkün. Ama aynı zamanda kilden yapılmış kap kacak ve normal insanların giydikleri giysiler gibi sıradan günlük yaşama ait parçalar da var."

Kısa filmler hazırladı

Hazırlanan bilgisayar tasarımlarını ya da kısa filmleri izleyerek, Bizans imparatorluğu'nun toplumsal ve kültürel yaşamıyla ilgili daha kapsamlı bilgi edinmek de mümkün. Öte yandan sergi, belirli tematik başlıklara ayrılmış. Farklı isimlerle adlandırılan odalarda, imparatorluk yaşamı, kültürü ve dini rituallere ilişkin bilgi edinilebilir. Örneğin, istanbul'dan başlayıp, Sina Dağı'ndaki Katharina Manastırı ve Suriye'deki Saint Simeon Kilisesi'ne geçerek dini yaşama, Efes'in sergilendiği odada günlük yaşam ve Yunanistan'ın Monemvasai bölgesinin sergilendiği odada da imparatorluğun askerî gücüne ilişkin ayrıntıları öğrenebilirsiniz.

Doğu Roma imparatorluğu olarak da adlandırılan Bizans imparatorluğu, bin yılı aşkın bir tarihe sahip. Bizans imparatorluğu, Roma imparatorluğu'nun 395 yılında Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasının ardından ortaya çıktı. Aslında Roma imparatoru ı. Konstantin'in 324 yılında imparatorluk başkentini istanbul'a taşımasıyla Bizans imparatorluğu'nun ilk temelleri de atılmıştı. Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet'in 1453 yılında istanbul'u fethetmesiyle Bizans imparatorluğu yıkıldı.

Doğu-Batı sentezi

Bizans sanatında Doğu-Batı uygarlıklarının bir bileşimini görmek mümkün. Bizans sanatı daha çok Eski Yunan ve Roma sanatına dayansa da Mısır, iran ve Suriye gibi doğu ülkelerinin kültürlerinden de büyük ölçüde etkilenilmişti. Başkent istanbul, inşa edilen kiliseler, saray, sur ve dikilitaşlarla imparatorluğun en önemli sanat ve kültür merkeziydi. Serginin küratörü Falko Daim de istanbul'u "Ortaçağ'ın New York'u" olarak adlandırdı. Öte yandan, Bizans imparatorluğu, minyatür çalışmaları, fildişi işçiliği, duvar resimleri ve mozaikleriyle de dikkat çekiyor. imparatorluk, 1204 yılında Haçlıların istanbul'u ele geçirip yağmalamasına dek bu kültür ve sanat merkezi özelliğini korudu.