27 Şubat 2010 Cumartesi

Sezonun Sürpriz Filmi 5 Mart'ta Sinemalarda

Yapımcılığını ANSE'nin gerçekleştirdiği Komedi-Dram türündeki sezonun sürpriz filmi "Eşrefpaşalılar" 5 Mart 2010'da vizyona giriyor.

Yapımcılığını M.Yusuf Kulaksız'ın üstlendiği, senaryosunu Burak Tarık'ın yazdığı Eşrefpaşalılar filminin yönetmeni Hüdaverdi Yavuz. Filmde sinema ve tiyatro dünyasından çok sayıda isim oynuyor. Sinan Taymin Albayrak, Turgay Tanülkü, Burak Tarık, Hüseyin Soysalan, Sermin Hürmeriç, Deniz Özpınar, Savaş Bayındır, Ali Yaylı, Serkan Öztürk, Ömer Pekin, Sibel Öztürk, Fırat Paşayiğit ve Vural Arısoy filmin kadrosunda yer alan isimler.

Filmin Görüntü Yönetmenliğini Rico, Sanat Yönetmenliğini Ege Dora, müziklerini ise ünlü müzisyen Yücel Arzen yaptı. Post Prodüksiyonu DigiFlame'de gerçekleşen filmin dağıtımını ise Medyavizyon yapıyor.

Kültür Bakanlığı'nın katkılarıyla gerçekleşen filmin diğer sponsorları; Royal Halı, T-Tech, Bankasya, Koray Mağazaları ve Maltepe Yayınları. 100 kopya ile tüm Türkiye'de sinema salonlarında olacak filmin biletleri MyBilet satış kanallarında ve web sayfasından online olarak satılacak.

ANSE'nin aslında tiyatro oyunlarından biri olan Eşrefpaşalılar sahnelerden sinema perdesine geçiyor. 3 yıl boyunca tüm Türkiye'de turneye çıkan ve 400 binden fazla kişinin izlediği oyun çok beğeniliyor. Bir yandan turnelerine devam eden oyunu sevenleri sinemada merakla bekliyor. Filmin fragmanının Daily Motion'da tıklanma sayısı kısa sürede 100 Bine yaklaştı. Google Analytics Raporlarına göre ise filmin yalnızca Türkiye'de değil dünyanın birçok yerinde merakla beklendiği anlaşılıyor. Almanya'dan ABD'ye, Fransa'dan İngiltere'ye, Kanada'dan Belçika'ya Eşrefpaşalılar filmine şimdiden ilgi büyük.

Film, komedi türünde çok önemli bir model teşkil ediyor. Küfür ve argodan uzak mizah anlayışı ile daha önce tiyatroda güldürdüğü insanları, sinema perdesinde de güldüreceğinden kuşku duyulmuyor. Filmin hedefi ise her aileden en az 3 kişi! Yani Eşrefpaşalılar ailelerin çocuklarıyla rahatça gidip eğlenebileceği bir film olacak.

PRODÜKSİYON

Filmin çekimlerinin tamamı İstanbul'da gerçekleşti. Çekimler 2 Aralık'ta başladı ve 4 hafta sürdü. Çekimde kullanılan ana mekanlar; Balat, Eyüp, Ayvansaray'dı. Özellikle Balat ve Eyüp'ün caddeleri, sokakları, kahvehanesi ve evleri kullanıldı. Eyüp'deki ZalMahmutpaşa Külliyesi, Aksaray'ın gece kulüpleri, Bağdat Caddesi Nispet Bar, Cankurtaran'daki Metruk binalar ve meyhane kullanılan diğer mekanlardı. Film geçtiği mahalleler itibariyle çok sıcak bir atmosferde geçti. Mahallenin gerçek sakinleri varlıklarıyla filme renk kattılar.

Filmde 512 yardımcı oyuncu kullanıldı.

Film boyunca 3 kez yağmurlama sistemi kullanıldı. Yağmurlama sahneleri boyunca 66 ton su tüketildi.

Filmde yer alan Zeybek ve Kabadayı kapışma sahnesi için oyuncular koreograflarla özel olarak çalıştı.

Son sahnelerin çekimleri ise 30 saat sürdü.

“Charlie Parker “ nefes kesecek!


34 Yaşındaki Rusya doğumlu genç saksafoncu Dmitry Baevsky “Charlie Parker “ parçalarından oluşan repertuarı ile 4-5-6 Mart tarihlerinde Caz’ın merkezinde….
1976 Doğumlu Dmitry Baevsky müziğe once piyano ile başlayıp daha sonar 1991 yılında Mussorgsky Konservatuarın da Rusyanın efsanevi caz saksafoncusu Gennady Golstein ile birlikte çalışmaya başlamıştır..1996 da Amerika da New School Üniversitesine 4 yıllığına ful burs ile Kabul edilene kadar Rusya da çeşitli caz festivallerinde çaldı.Üniversite yıllarında Buster Williams, Benny Powell, Joe Chambers, Arnie Lawrence ve Cecil McBee gibi müzisyenler ile birlikte çalışma fırsatı oldu.Mezun olduktan sonra New York da Cedar Walton, Jimmy Cobb, Barry Harris, Louis Hayes, John Webber, Dennis Irwin, Joe Cohn, Peter Bernstein, Harry Allen, Joe Magnarelli, Ryan Kisor gibi birçok müzisyen ile birlikte çalmaya başladı.
2005 yılında Baevsky Lineage Record’dan ilk Cd’sini çıkardı ve bu albümde Cedar Walton, Jimmy Cobb ve John Webber gibi efsane müzisyenler ile birlikte kayıtlar yaptı.
34 yaşındaki yetenekli alto saksafoncu Dmitry Baevsky kendisi gibi alto saksafoncu olan dünyanın en efsanevi caz müzisyenlerinden birisi olarak Kabul edilen Charlie Parker’ın parçalarından oluşan repertuarı ile JC’S de caz severlerin karşısında olacak…Gerçekten nefesleri kesecek bir caz şöleni yaşayacağız..
Dmitry Baevsky(Alto sax), Yves Brouqui(g), Mathias Allamane(b), Philippe Soirat(d)
Yer : İstanbul Caz Center JC’S
Kapılar açılış :19:00
Konser başlangıç : 21:30 – 00:30
Giriş ücreti :Her set Masa 20 TL, Bar 15 TL

26 Şubat 2010 Cuma

Kocaeli Şehir Tiyatroları 2010 Mart Ayı Programı

Tarih SDKM Büyük Sahne Saat
03 Mart Çarş DON KİŞOT PETMEN’E KARŞI (Ç.O) 11:00
04 Mart Perş. AY IŞIĞINDA ŞAMATA 20:00
05 Mart Cuma AY IŞIĞINDA ŞAMATA 20:00
06 Mart C.tesi. AY IŞIĞINDA ŞAMATA 15:00-20:00
07 Mart Pazar DON KİŞOT PETMEN’E KARŞI (Ç.O) 14:00
10 Mart Çarş. DON KİŞOT PETMEN’E KARŞI (Ç.O) 11:00
11 Mart Perş. AY IŞIĞINDA ŞAMATA 20:00
12 Mart Cuma AY IŞIĞINDA ŞAMATA 20:00
13 Mart C.tesi AY IŞIĞINDA ŞAMATA 15:00-20:00
14 Mart Pazar DON KİŞOT PETMEN’E KARŞI (Ç.O) 14:00
17 Mart Çarş. DON KİŞOT PETMEN’E KARŞI (Ç.O) 14:00
18 Mart Perş. RİTA 20:00
19 Mart Cuma RİTA 20:00
20 Mart C.tesi RİTA 15:00-20:00
21 Mart Pazar DON KİŞOT PETMEN’E KARŞI (Ç.O) 14:00
24 Mart Çarş. BENİM GÜZEL PABUÇLARIM (Ç.O) 11:00
25 Mart Perş. İKİ EFENDİNİN UŞAĞI 20:00
26 Mart Cuma İKİ EFENDİNİN UŞAĞI 20:00
27 Mart C.tesi İKİ EFENDİNİN UŞAĞI 15:00-20:00
28 Mart Pazar BENİM GÜZEL PABUÇLARIM (Ç.O) 14:00
31 Mart Çarş. BENİM GÜZEL PABUÇLARIM (Ç.O) 14:00

Tarih SDKM Oda Tiyatrosu Saat
03 Mart Çarş. ÇATIŞMALAR 20:00
10 Mart Çarş. ÇATIŞMALAR 20:00
17 Mart Çarş. ÇATIŞMALAR 20:00
22 Mart P.tesi ANTIGONE 18:00
23 Mart Salı MACBETH 18:00
24 Mart Çarş. MÜFETTİŞ 18:00
24 Mart Çarş. PEYNİRLİ YUMURTA 20:00
25 Mart Perş. GÖZLERİMİ KAPARIM VAZİFEMİ YAPARIM 18:00
26 Mart Cuma DERVİŞ VE ÖLÜM 18:00
31 Mart Çarş. PEYNİRLİ YUMURTA 20:00

Tarih Gebze Osman Hamdi Bey Sahnesi Saat
02 Mart Salı MUTLULUK GEZEGENİ (Ç.O) 14:00
07 Mart Pazar İKİNİN BİRİ 20:00
09 Mart Salı MUTLULUK GEZEGENİ (Ç.O) 14:00
14 Mart Pazar İKİNİN BİRİ 20:00
16 Mart Salı MUTLULUK GEZEGENİ (Ç.O) 14:00
21 Mart Pazar İKİNİN BİRİ 20:00
25 Mart Perş. MUTLULUK GEZEGENİ (Ç.O) 14:00
28 Mart Pazar İKİNİN BİRİ 20:00
30 Mart Salı MUTLULUK GEZEGENİ (Ç.O) 14:00

Tarih SDKM Masal Odası Saat
06 Mart C.tesi KÜÇÜK KAR TANELERİ 12:00
13 Mart C.tesi KÜÇÜK KAR TANELERİ 12:00
20 Mart C.tesi KÜÇÜK KAR TANELERİ 12:00
27 Mart C.tesi KÜÇÜK KAR TANELERİ 12:00

hergün bir şair (Metin Altıok)


14 Mart 1941 yılında Bergama, İzmir'de doğdu. Karşıyaka Lisesi ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Felsefe bölümünü bitirdi. Bingöl Lisesi'nde Felsefe Grubu Öğretmenliği ve daha sonra sürgün olduğu Bingöl'ün Genç ilçesinde, ayrıca Karaman İmam Hatip Lisesi'nde felsefe öğretmenliği yaptı. İşçi Partisi üyesi olarak devrim mücadelesine partili bir aydın olarak katıldı.[1] [2]
Sivas katliamından (2 Temmuz) ağır yaralı olarak kurtuldu ancak komadan çıkamayarak 9 Temmuz 1993'te Ankara'da vefat etti.

Şiirleri 70'li yıllarda yayımlanmasına karşın Metin Altıok, şiirlerinin kaynakları bakımından 60'lı yılların geç ürün veren (ya da geç yayınlanan) şairlerinden biri olarak nitelendirilebilir.
Gezginde Servet-i Fünun'dan, Ahmet Haşim'den, Dranas'dan, İkinci Yeni'ye, ve 60'lı yıllar şiirinin bazı ortak söyleyişlerine kadar çeşitli etkilenmeler bulunmaktadır. Bu kuşağın en romantik, duygucu şairleri arasında olan sanatçının dili yalındır. Benzetme yapmayı, anlaşılması güç olmayan simgeler kullanmayı sevdi. Bu kitabında halk şiiri biçimlerinden de yararlandı.
Yerleşik Yabancı'da tüm şiirleri tek bir şiirmiş izlenimi uyandırmakta, söyleyişte ve konularda benzerlikler bulunmaktadır. Buna karşın, Kendinin Avcısında kendine özgü bir ses, romantik, acılı ve yalın bir söyleyiş gözlenir. Simge, alegori ve mecazlardan ölçülü bir tutumla yararlandığı bu şiirleriyle Türk şiirinin lirik geleneklerine bağlanmaktadır.

--------------------------------

yol uzun, gece kara.
sevgi tasiyorum
gozlerim yana yana.
yugrulmus yuregim
tuz, biber ve kimyonla.

benim yeryuzunde
ah-u zarim var.

yol uzun, gece kara.
gulum benden uzakta
eski baharat yollarinda
gidiyorum, gidiyorum
tik nefes bir kamyonla.

benim yeryuzunde
arz-i halim var.

yol uzun, gece kara.
ben bu garip yolculukta,
cogaldikca cogaldim.
evvel bir idim
simdi milyonla.

Metin Altıok

İ.b.b. Şehir Tiyatroları'nda Mart Ayında 2'si Yeni 34 Oyun

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Mart ayında 2'si yeni 34 oyunla seyircisini selamlayacak. İ.B.B. Şehir Tiyatroları, Mart ayında Özen Yula'nın yazdığı M. Nurullah Tuncer'in yönettiği "Dünyanın Ortasında Bir Yer" ile William Shakespeare'in yazdığı Kemal Başar'ın yönettiği "Romeo ve Juliet"i ilk kez tiyatro severlerle buluşturacak.

İ.B.B. Şehir Tiyatroları'nın yeni oyunu "Dünyanın Ortasında Bir Yer", erkeklerin koşullarını belirlediği bir dünyada sıkışmış kadınların öykülerini konu ediniyor. Oyun, törelerin, söylencelerin, toprağa dayalı gücün egemen olduğu yörelerin öyküsünü kadınların yaşadıkları üzerinden anlatıyor ve bireylerin ilişkilerindeki öç kavramına dayalı çatışmaları sunuyor. Şehir Tiyatroları tarafından ilk kez 2010 İstanbul Kültür Başkenti kapsamında farklı dillerde oynanacak olan "Dünyanın Ortasında Bir Yer", Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde 24 Mart - 4 Nisan tarihleri arasında sahnelecek. Özen Yula'nın yazdığı oyunu M. Nurullah Tuncer yönetiyor. Oyunda; Esra Ronabar, Hüseyin Köroğlu, Eraslan Sağlam, Melahat Abbasova, Ezgi Sümer Yolcu, İrem Arslan Aydın, Tomris İncer, Ümran İnceoğlu, Yonca İnal Eğilmezbaş, Ezgim Kılınç, Nurdan Kalınağa, Pelin Budak, Burcu Çoban, Pınar Aygün rol alıyor.

-ÖLMEYEN AŞK HİKAYESİ-

İ.B.B. Şehir Tiyatroları'nın ikinci yeni oyunu olan, Shakespeare'in en tanınmış eseri "Romeo ve Juliet"te, iki aile arasında bitmek bilmeyen bir nefret ve düşmanlığın gölgesinde yeşeren büyük bir aşk anlatılıyor. Bu öyküyü bir aşk söylencesine dönüştürerek, temel bir "aşk" imgesi yaratan Shakespeare, bu yolla acımasız toplumsal gerçeklerle gerçek sevgi arasındaki çelişkiyi gözler önüne seriyor. Shakespeare'in büyük aşk tragedyasının temelinde yatan aile düşmanlığı yüzünden, Romeo ve Juliet arasındaki aşk, ancak sevgililerin ölümüyle "ölümsüz" bir kimliğe bürünüyor. Oyun, Üsküdar Musahipzade Celal Sahnesi'nde 17-28 Mart 2010 tarihleri arasında Kemal Başar'ın rejisiyle seyircisiyle buluşacak. Oyunda; Levent Yılmaz, Hikmet Körmükçü, Selçuk Soğukçay, Müge Akyamaç, Mert Turak, Ece Özdikici, Ersin Umulu, Caner Çandarlı, Kubilay Penbeklioğlu, Selçuk Yüksel, Can Doğan, Mehmet Bulduk, Nevzat Çankara, Nurdan Gür, Hüsnü Demiralay, Özge O'Neill, Selin Türkmen, Serkan Bacak, Bahar Özge Göze, Murat Güreç, Yasemin Güvenç, Hamit Erentürk, Melisa Demirhan, Senem Oluz, Berk Samur rol alıyor. Mart ayında sahnelenecek diğer oyunlar şöyle:

"Bakhalar, Tarlakuşuydu Juliet, İntiharın Genel Provası, Bekleme Salonu, Balıkesir Muhasebecisi, Çıkmaz Sokak, İnek, Hizmetçiler, Onlar Ermiş Muradına, Dinmeyen Alkışlar, Lüküs Hayat, Bozuk Düzen İstanbul Efendisi, Binali ile Temir, Dullar, Kabare (Cabaret), Mefisto, Merhaba Hoşçakal, Meraklısı İçin Öyle Bir Hikaye, Gizli Oturum, Düşüş, Fareli Köyün Kavalcısı, Benim Arkadaşım Yok, Büyüyünce Ne Olacaksın?, Karagöz Geri Döndü, Boya Benek, Sokak Kedileri, Çizmeli Kedi, Küçük Hayalet, Kibritçi Kız, Kazuu."

İzmir'de 'Caz'lı Günler Başlıyor


26.02.2010- İzmir, önümüzdeki günlerde meşhur caz sanatçılarını ağırlayacak. Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde düzenlenecek 17. İzmir Avrupa Caz Festivali, 2-17 Mart 2010 arasında devam edecek. Yedi konser, bir gösteri, bir seminer, atölye çalışması ve sergiden oluşacak festival, İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı (İKSEV) tarafından Büyükşehir Belediyesi, İtalyan Konsolosluğu, Fransız Kültür Merkezi, Goethe Enstitüsü ve Avusturya Kültür Ofisi işbirliğiyle yapılacak. Açılışta dünyanın sayılı koreograflarından, flamenko dansçısı Antonio Najarro ve dans topluluğu, Jazzing Flamenco'yu sergileyecek.

Avrupa Caz Festivali kapsamında düzenlenecek sergide ise 8. Caz Afiş Yarışması'na katılan eserlerden seçilen 23 afiş yer alacak. Yarışmaya katılan 135 afiş arasından Sinan Kapçak'ın çalışması birinci seçilmişti. İKSEV salonunda 5 Mart Cuma günü İtalyan caz tarihçisi Francesco Martinelli, "100 Yıllara Django Reinhardt" isimli bir seminer verecek. Festivalin danışmanlığını da üstlenen Martinelli, bütün zamanların en iyisi kabul edilen Belçikalı caz gitaristi Django Reinhardt'ı, eserleri ve caz müziğine katkılarıyla tanıtacak. Festival kapsamında ayrıca Luigi Campoccia, Daniele Malvisi, Rossano Gasperini ve Paolo Corsi'den oluşan Luigi Campoccia Quartet 5, 6 ve 7 Mart'ta, genç cazcılarla Açık Caz Atölyesi yapacak. Bunlara katılan iki genç sanatçı, burslu olarak İtalya'daki Uluslararası Siena Ustalık Sınıfları'na gitme hakkı kazanacak. Katılan bütün öğrenciler de 7 Mart Pazar günü, ustalarıyla birlikte ücretsiz bir konser verecek.

arşiv

Yalnızlık yağmurunun altında çaresiz insanlar ve bu zamana kadar hiç olmadıkları kadar ıslaklar. Sıçana dönmüş ömürler.. dört mevsim kış ve kutupsuz yaşanıyor hayat. Heryer aynı yani, yani heryer soğuk, heryer yağmur..Ekvator çizgisi uzayın boşluklarında boğuluyor ve bütün sıcaklığını, neşesini kaybediyor doğa. Unutuluyor anılar, mesire yerleri, aşklar..

Bilgisayar ekranına ve 24 saat kahve fincanına hapsediliyor hayatlar. Tarafımızdan. Bir merhabayı bile saklıyoruz artık. Mrb nede samimi duruyor mesajlarımızda ve maillerimizde(!)

Bir günümüzü ne kadar boş ve ne kadar sessiz geçiriyoruz hiç fark ettiniz mi? Sabah uyanıyoruz günaydını sadece sabah haberlerinde işiten zihnimizin kelimeye yabancılığından kaynaklı günaydınsız kahvaltıya oturuyoruz. İşe geç kalmış olmanın verdiği hızla yapılan kahvaltıyı bükük dudaklar ve üşengeçliğin gölgesinde iyi günler sloganıyla terk ediyoruz. Yolumuzu üzerinde kahve satın alabileceğimiz bir dükkanın olmasını baz alarak belirliyoruz ve yanımızda arkadaşımız ‘bardak’ büromuzdan içeri giriyoruz. Bütün gün konuşmadan bütün gün bilgisayar ekranının çoğulluğunda msn arkadaşlıklara sanal hal hatır sormalara sıçrıyoruz. Aşklar yaşıyoruz yada hüzünler.. sadece kelimelerde. A pardon birde iletilerde (!) Sonra işten arkadaşımız olmadan ayrılıyor eve geldiğimizde sabahtan beri sakladığımız kurşun yaramızın verdiği ölümle yığılıyoruz kanepeye ve son can çekişlerimizi sohbet etmekten ziyade sohbet dinlemek ve kelimeleri unutup dile uzaklaşmamak için televizyon kumandasının rehberliğinde kanallar arasında geziniyoruz. Birkaç saatlik canımız tükeniyor ve kanepedeki ölü bedenimizi evimizi paylaştığımız diğer yalnızlar taşıyor yatağımıza. Ve tekrarlanıyor gün. Hep aynı şekilde, hep yeniden.

Ve çevrimizdeki binlerce yalnızı yok sayarak yalnızlığımıza devam ediyoruz tıpkı onlar gibi.. Onlar biz yokmuşuz gibi davranıyor biz onlar yokmuş gibi. Yolda yürürken yanlışlıkla değsek birbirimize bir direği görmemişiz gibi sinirleniyoruz kendimize. Bunca yapı malzemesi etrafa saçılmış dururken geçişmiş ve eskimiş olarak adlandırıyor yıpranması için terk ediyoruz birer birer bütün eski alışkanlıklarımızı. Ve sığınacak bir köşe inşa etmektense ortaklaşa bir çabayla yıkıyoruz bütün sığınılacak yerleri. Farkında değiliz ama çürüyor bütün malzemelerimiz, geçmişlerimiz unutuluyor ve yıkılan hiçbir dostluğun, sığınağın yerine yenisi inşa edilmiyor.

Giderek savunmasız kalıyoruz yalnızlık yağmuruna.. sokaklar sırılsıklam. İnsanlar sıçana dönmüş, kimse farkında değil üşüdüğünün, korkum zatürree kıran olur da kırıp geçirir dünyayı!!